Merhaba! Ben Gülsün Demir
Mimar, sanatçı, atölye yürütücüsü ve iç tasarım mentörüyüm
.jpg)
Hakkımda
Mimarlık ve tasarım yolculuğumu, kurucusu olduğum Nivpastel'de gerçekleştirdiğim herbaryum çalışmaları ve yürüttüğüm kreatif atölyelerle besliyorum. Doğadan ve sanattan ilham alan bu pratikler, tasarıma ve mekanlara olan bakışımı derinleştirerek benim için bir yaşam stili manifestosuna dönüştü. Detaylara yakından bakmayı ve o küçük dokunuşların büyük resimdeki etkisini görmeyi önemsiyorum. Şimdi tüm bu mimari ve sanatsal birikimi iç tasarım mentörlüğü çatısı altında paylaşıyorum. Amacım; teknik sınırların ötesine geçerek kendi özgün tasarım dilini yaratmak ve mekanın ruhunu keşfetmek isteyenlere rehberlik etmek.
Yaşayan Mekanlar Manifestosu
Özgürlük: Kendi Özünü Keşfetmek
Özgünlük, başkalarından farklı olma çabası değil; tasarımın en saf haliyle yaratıcısının kendi "özünden" beslenmesidir. Trendlerin ötesinde, dürüst ve samimi bir ifadeyi temsil eder.
Bağlam: Mekanın Yaşayan Kimliği
Bir mekanın gerçek ruhu ve karakteri, çevresiyle kurduğu o anlamlı neden-sonuç ilişkisinde ve kendi hikayesinde filizlenir. Görsel zenginliği derin bir anlatıyla taçlandıran, dokusuyla konuşan ve içinde yaşanmışlık barındıran tasarımlar, zamana meydan okuyan benzersiz birer kimlikle hayat bulur.
Kültürel Miras ile Evrensel Dilin Dengesi
Tasarım ne yerelliğin sınırlarına sıkışmalı ne de evrenselliğin getirdiği köksüzlüğe teslim olmalıdır. Amaç, kültürel olan ile evrensel olan arasında eleştirel bir denge kurarak ortak bir dil yaratmaktır.
Tasarım Lüks Değil, Haktır
İç tasarımın sadece yüksek gelir grubuna ait olduğu yanılgısı reddedilmelidir. Tasarım demokratikleşmeli; herkesin kendi alanını özgünce tasarlama hakkı gözetilerek ruhu olan mekanlar herkes için ulaşılabilir kılınmalıdır.
Doğa ile Kurulan Özgür Bağ
Tasarım tek bir akıma veya ithal stillere hapsedilmemelidir. Doğa ile kurulan bağ; sadece bitkilerle değil; doğal formlar, ahşap dokular ve renk paletleriyle harmanlanarak yaşayan ve nefes alan alanlar yaratmayı hedefler.
Malzeme Dürüstlüğü ve Şeffaflık
Sahte eskitmeler ve taklit yaşanmışlıklar mekanın samimiyetine zarar verir. Tasarımda malzemenin olduğu gibi, dürüstçe kullanılması hem zamansızlığı hem de güven veren şeffaf bir estetiği beraberinde getirir.
Atölye
Katılımcıları kendi yaşam alanlarının bilinçli birer tasarımcısı olmaya davet eden "Duvarını Tasarla; Hikayeni Gör" atölyesi, dikey yüzeyleri kişisel birer anlatı alanına dönüştüren duyusal ve düşünsel bir deneyimdir. Süreç; çocukluk anılarına ve kişisel objelere odaklanan kartlı düşünsel egzersizlerle başlar, ardından malzemelere gözü kapalı dokunarak yapılan sezgisel doku seçimleriyle derinleşir. Doku-soru kartları üzerinden sınırların, doğal veya keskin formların belirlenmesinin ardından, elde edilen tüm veriler özgün bir kolaj çalışmasına aktarılır. Kolaj üzerinde tüm hikayeyi hızlıca özetleyen vurucu bir detayın vurgulanmasıyla tamamlanan tasarımlar, atölye sonunda katılımcıların birbirlerinin duvarlarını inceleyip anlamlandırdığı kolektif bir okuma seansıyla yaşam bulur.
Mentörlük
Mekanları ve duvarları yalnızca eşyalarla donatmak yerine, mekansal semantiği ve kullanıcı hikayesini merkeze alan yüzey tasarımları üretmek sürdürülebilir alanların temelini oluşturur. İç mimari danışmanlık ve mentorluk hizmetleri; geçici trendlerin ötesine geçerek, kullanıcıların en temel dikey arayüz olan duvarları bilinçli birer tasarım aktörü olarak şekillendirmelerini amaçlar. Özgün el işçiliği felsefesinde olduğu gibi; yüzey tasarımlarında malzeme dürüstlüğü, dürüst dokular, doğal gün ışığı yansımaları ve biyofilik elemanlar temel alınır. Hedef; sahte eskitmelerden ve yapay kaplamalardan uzak, duvarı sadece bir sınır değil, malzemenin kendi karakterini yansıtan nefes alan birer dikey kimlik alanı olarak profesyonel bir vizyonla açığa çıkarmaktır.
.png)
![]() |
|---|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Duvarını Tasarla; Hikayeni Gör
Atölyede kartlar üzerinden çocukluk, anılar ve nesnelerin anlamları üzerine sohbet ederek içsel bir keşfe çıkıyor, ardından gözlerimizi kapatıp malzemelere yalnızca dokunarak tamamen sezgisel seçimler yapıyoruz. Doku-soru oyunuyla tasarımlarımızın sınırlarını keskin veya doğal formlar olarak belirledikten sonra, topladığımız anıları ve seçtiğimiz tüm materyalleri özgürce bir araya getirerek özgün kolajlarımızı inşa etmeye başlıyoruz.
Çalışmamıza tüm hikayemizi tek bakışta fısıldayacak en vurucu odak detayını ekledikten sonra, tasarladığımız duvarları yan yana getirerek kolektif bir okuma yapıyor ve birbirimizin hikayelerini kelimeler olmadan, dokular üzerinden anlamaya çalışıyoruz. Detaylı bilgi ve kayıt için iletişime geçebilir veya sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.










.png)